İhtiyar Kaplumbağa Dede

İhtiyar Kaplumbağa Dede masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak ülkelerin birinde yemyeşil bir orman varmış. Bu ormanın halkı o kadar mutlularmış ki bu mutluluklarının gün gelip de bitmesinden çok korkuyorlarmış. Günlerden bir gün, ormanda çok şiddetli bir rüzgar fırtınası çıkmış. Orman halkı çok korkmuş. Bu rüzgar fırtınası tam iki

Çakal ile Papağan

Çakal ile Papağan Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Uzak bir ülkede, zeki mi zeki bir papağan yaşardı. Bu papağanın kocaman bir ağacın üzerinde yuvası vardı. Ağacın kovuğunda da bir çakal yuvası vardı. Yavrularını orada büyütüyordu. Çakal yuvasından ayrılıp ava gidince, papağanın yavruları aşağı iniyordu. Ağacın kovuğuna girip çakalın yavrularıyla oyun oynuyorlardı. Anne papağan, bu durumdan

Aslan ile Tavşan

Aslan ile Tavşan Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Çok eski zamanlarda, ormanların birinde çok zalim bir aslan yaşarmış. Bu aslan çok zalim bir aslan olduğu için diğer hayvanlar ondan çok korkuyorlarmış. Bu duruma daha fazla dayanamayan orman sakinleri bir araya gelip aslanın yanına gitmeye karar vermişler ve aslana demişler ki; – Saygı değer yüce kralımız

Keloğlan ve Periler

Keloğlan ve Periler Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Uzak ülkelerin birinde küçük ve şirin bir köy varmış. Köyün içinde çayırları, ağaçların bol olduğu, suyun serin akan bir derenin kenarında Keloğlan ile anası yaşarlarmış. Köyün hemen yanında bir de orman varmış. Küçük yaşta babasını kaybeden Keloğlan annesini çok severmiş. Keloğlan her gün annesine tarla işlerinde yardım

Sedef Bacı

Sedef Bacı Masalı Benim adım Kamber. Minareden uzun mumbar yedim, içtim doymadım Harda, hurda, şurada, burada, tarla, bağda; yedim, içtim, doymadım Aman bacı, kaldır sacı, yağlı bazlamacı yedim, içtim, doymadım Dere gibi hoşaflar, tepe gibi pilavlar, ambar ambar yulaflar yedim, içtim doymadım Denizi çorba ettik, gemiyi kepçe ettik, daha bilmem ne ettik yedim, içtim; davula

Tepegöz

Tepegöz Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, leylekler tellal iken, balıklar berber iken, uçsuz bucaksız engin okyanusların dalgalarını köpürterek dövdüğü yüksek uçurumlarla kaplı kıyıları olan bir adada yaşayan bir Tepegöz varmış. Günlerden bir gün, leylekler annesine götürmek için bohçalarında taşıdığı Tepegözü ıssız bir adada düşürmüşler. Adada yaşayan keçiler tarafında beslenip

Sivrisinek ile Aslan

Sivrisinek ile Aslan Masalı Günlerden bir gün, bir sivrisinek vızıldayarak havada uçuşur, ormanda dolaşır dururmuş. Gidip bir aslanın yuvasında uçuşup vızıldamaya başlamış. Aslan bir bakmış, olmamış; iki bakmış, yine olmamış, “Çekil git be” demiş. “Vız vız vızlayıp durma te­pemde. Bir kızarsam, alimallah perişan ederim seni, doğduğuna bin pişman olursun.” “Kime diyorsun sen onu, kime?” diye

Zürafa ile Tırtıl

Zürafa ile Tırtıl Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Günlerden bir gün, Bir ağacın altında, uzun boynunu uzatarak Dallardaki yaprakları yiyen zürafanın Gözüne bir tırtıl ilişmişti ki, Ağacın koca gövdesinde ağır ağır ilerliyordu. Zürafa dayanamayıp seslendi: Üzüldüm halinize bay tırtıl, Bunca zahmetle sürünerek Bir yaprak yiyebilmek niyetiyle Geçeceksin koca ağacın gövdesini Doğrusu acıdım size. İyi ki

İyilik Eden İyilik Bulur Masalı Dinle

İyilik Eden İyilik Bulur Masalı Masalı dinlemek için lütfen oynat tuşuna basınız. Yeryüzündeki kocaman kocaman dalgalı denizlerden birinde minicik bir ada varmış. İşte bu yemyeşil adada annesinin babasının sarı oğlan diye çağırdığı sevimli mi sevimli bir çocuk yaşarmış. Adından da belli ya sarı oğlanın, başak sarısı saçları, deniz mavisi gözleri varmış. Ama onu, çevresindeki herkese,

El Pislenmeden Ağız Şekerlenmez Masalı Dinle

EL PİSLENMEDEN AĞIZ ŞEKERLENMEZ MASALI Masalı dinlemek için lütfen oynat tuşuna basınız. Çok çok eskiden, ülkelerden bir ülkede, “tembel oğlan” derler bir oğlancık yaşarmış. İşi gücü yan gelip yatmak, gününü gün etmekmiş bu tembel oğlanın. En çok sevdiği şey de şekermiş. Günboyu bir ağacın gölgesine oturur “tıkır tıkır” şeker yermiş. Önceleri anasıyla babası “Daha küçük,