Kırmızı Balık

kırmızı balık
Kırmızı Balık Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Allah’ın deli kulu çokmuş, çok söylemesi günahmış. Develer tellal iken keçiler berber iken, günlerden bir gün, kaplumbağa ile kırmızı balık birlikte gölde zaman geçiriyorlarmış. Bir anda karşılarında bir avcı belirmiş. Avcı, kaplumbağayı kavradığı gibi tutmuş yakalamış. Kırmızı balık bu hale çok üzülmüş, dostu kaplumbağayı salması için avcıya yalvarmış, yakarmış. Avcı hiç umursar mı bu sözleri? Avcının insafa gelmeyeceğini anlayan kırmızı balık, avcıya geri çeviremeyeceği bir teklif sunmuş;

–“Bay avcı, eğer arkadaşım bay kaplumbağayı rahat bırakırsan, sana bir görkemli, çok güzel parlayan bir inci vereceğim.” demiş.

Avcı, inci teklifini duyunca nasıl sevinmiş, nasıl mutlu olmuş ve teklif kafasına yatmış, hemen teklifi onaylamış. Kırmızı balık gölün en derinine inerek oradan bir inci çıkarıp avcıya vermiş. Avcı, kaplumbağayı bıraktığı gibi kaplumbağa gölün dibine inmiş, kimsenin ulaşamayacağı, çok özlediği o güvenli yuvasına geri dönmüş.

Avcı, elindeki inciyle baka baka, inciyi inceleye inceleye yola çıkmış, kendisi yoldaymış fakat aklı hala gölde kalmış. Çok geçmeden tekrar göle dönmüş, kırmızı balığa seslenmiş;

“Balık dostum, bana avcıya verdiğin o inciden bir tane daha getirebilir misin? Karşılığında ne istersen veririm.” demiş. Başka bir inci bulamayacağını anlayan kırmızı balık avcıya gitmeye karar vermiş.

Kırmızı balık;

–“Eğer sendeki o inciyi bana verirsen, göldeki en büyük inciyi sana getiririm.” demiş.
Bunu duyan avcının gözleri fal taşı gibi açılmış. Teklifi hemen kabul etmiş, elindeki inciyi kırmızı balığa verivermiş.

Kırmızı balık inciyi aldığı gibi gölün dibine dalmış, inciyi kaplumbağaya getirmiş. Açgözlü avcı açgözlülüğüyle kalmış. Evet çocuklar diyeceğimiz o ki azla yetinmeyen çoğu bulamaz.

Benzer Masallar

  • Kusurlu Adaylar

    Ormanın derinliklerinde, mutlu bir hayat süren orman sakinleri, aslanın ortadan kaybolduğunu görünce meraklanmışlar. Aradan uzunca bir zaman geçmesine rağmen, aslan ortaya çıkmayınca, ondan ümidi kesmişler. “Koskoca orman, elbette başsız kalmaz!” demişler. Tüm orman sakinleri, bu konuya bir çözüm bulmak için toplanmış, hep birlikte kendilerine bir kral seçmeye karar vermişler. Ormanın kralı olma fikri, hemen herkesin…

  • Uyuyan Güzel

    Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde uzak diyarlarda, güzellikler içinde bir ülke varmış. Bu ülkenin Kralı ve Kraliçesi her şeye sahip olsalar da bir türlü mutlu olamıyorlarmış, çünkü yıllardır bir çocuklarının olmasını diliyorlarmış. Günler geçmiş, aylar geçmiş, derken bir gün Kral ve Kraliçe çok güzel bir kız çocuğuna sahip olmuşlar. Kızlarının gözleri parıldıyormuş, adeta…

  • Çirkin Ördek Yavrusu

    Çirkin Ördek Yavrusu Masalı Günlerden bir gün, mevsimlerden bir yaz mevsiminde, buğday tarlasında ılık rüzgarlarla sapsarı başaklar dalgalanıyor. Yeşil yulaflar hafiften ürperiyordu. Çimenlerin üstünde samanlar öbek öbek toplanmıştı. Leylek uzun bacaklarıyla bu güzelliklerin ara­sında yürüyordu. Çevresinde derin göllerin bulunduğu uçsuz bucaksız ormanlar uzanıyor­du. Bu kuytu köşelerin birinde yuva yapmış bir ördek kuluçkaya yatmıştı. Yakında dünya­ya…

  • Bremen Mızıkacıları

    Bremen Mızıkacıları Masalı Bir zamanlar, vaktiyle bir adamın bir eşeği varmış. Bu eşek çuvalları bıkmadan usanmadan yıllarca değirmene götürmüş. Fakat artık gücü kalmamış, işe yaramaz bir duruma düşmüş. Sahibi onu boş yere beslemek istemiyormuş. Eşek de işlerin yolunda olmadığını sezmiş, başını alıp yola çıkmış, Bremen yolunu tutmuş. Orada kent çalgıcısı olabileceğini sanıyormuş. Eşek böylece az…

  • İnatçı Eşek

    Bir zamanlar, bir çiftlikte inatçı bir eşek yaşarmış. Bu eşek, “Dediğim dedik, bildiğim bildik.” huyundan ölse de vazgeçmezmiş. Bir gün eşeğin sahibi onu işe götürmüş. Yolda giderken sahibi onu sağa çektiğinde, o kendini sola vurmuş. Gide gide dağlık, sarp bir yokuşun eşiğine gelmişler. Eşek yokuş aşağı gitmeye yeltenmişse de, eşeğin sahibi onu kuyruğundan tutup bırakmamış….

  • Keloğlan Zenginler Diyarında

    Keloğlan Zenginler Diyarında Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Zaman zaman içinde, zaman saman içinde, saman duman içinde, yaman bir Keloğlan yaşarmış. Bu Keloğlan çok çalışkanmış. Çok çalışır, çok kazanırım umuduyla köyünden ayrılmış, şehre çalışmaya gitmiş. Günler, haftalar, aylar birbirini kovalamış, fakat Keloğlan istediğini bir türlü elde edememiş. Şehirde iş varmış var olmasına da bulduğu işler…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir