Keloğlan ve Altın Bülbül

Keloğlan ve Altın Bülbül Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, kuşlar tellâl iken, keçiler berber iken, bir padişah varmış. Bu padişah, her tarafı camdan bir cami yaptırmış. Bir Cuma günü namazdan çıkarken, eli yüzü pak aksakallı bir ihtiyar görmüş. İhtiyar Padişah’a demiş ki: “Padişahım, eğer Kafdağı’nın ardındaki Altın Bülbülü getirir

Yoksul Kunduracı

Yoksul Kunduracı Masalı Bir zamanlar, uzak ülkenin birinde yoksul bir kunduracı ile karısı yaşarmış. Kunduracı çok yaşlandığı için artık eskisi gibi çalışamıyormuş. Kazandıkları para ancak karınlarını doyurmaya yetiyormuş. Kunduracı, bir gece elinde kalan son deriyi de ertesi gün ayakkabı yapmak için hazırlayıp tezgahın üzerine koymuş. Yatmaya gitmiş. Ertesi sabah her zamanki gibi erkenden kalkmış. Tezgahın

Cimri

Cimri Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar cimri mi cimri bir adam yaşarmış. Bu adam öyle cimriymiş öyle cimriymiş ki, bütün mallarını altınla değiştirmiş. Bir çuval altını olunca da gidip bir ağacın dibine gömermiş. Gelgelelim bu cimri adamın aklı hep altınlarındaymış. Altınlarını düşünmekten, bir zaman sonra gözüne uyku girmez olmuş. Yemeden içmeden kesilmiş. Gece

Dört Mevsim

Dört Mevsim Masalı Günlerden bir gün, Toprak Ana, evinde yalnız başına yaşıyormuş. Yalnız yaşamak zormuş, bu yüzden canı çok sıkılıyormuş. Bir gün sabah erken kalkmış, gök kralına misafirliğe gitmiş. Sarayın kapısına varınca, gürültüler, patırtılar duymuş. Kapıdaki nöbetçiye, “bunların ne olduğunu” sormuş. Nöbetçi: – Ne olacak, demiş. Mevsim kardeşlerin gürültüsü. İkisi kız, ikisi oğlan dört yaramaz

Küçük İstavrit’in Öyküsü

Küçük İstavrit Hikayesi Çocuk hikayeleri kategorisine eklediğimiz yeni hikayemiz, Küçük İstavrit; yiyecek bir şey sanıp, hızla atıldı çapariye… Önce müthiş bir acı duydu dudağında. Gümbür gümbür, oldu yüreği. Sonra hızla çekildi yukarıya. Aslında hep merak etmişti: Denizlerin üstünü. Neye benzerdi, acaba gökyüzü? Bir yanda büyük bir merak. Bir yanda ölüm korkusu… ‘‘Dudağı yarıklar’’ denir ya,

Kurt ile Kuzu

Kurt ile Kuzu Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar susayan bir kurt su içmek için dereye inmiş, tam içecek, başını çevirmiş; bakmış, bir kuzu. Körpecik, gencecik, tüyü yeni bitmişlerden. O da kurdu görmüş, bacakları tir tir titreyerek bakıyormuş. Kurt kulaklarını dikleştirmiş, dik dik süzmüş kuzucuğa: “Heyy!! Bana baksana sen,” demiş. “Ne yapıyorsun ora da,

Tilki ile Keçi

Tilkiyle Keçi Masalı Günlerden bir gün, bir tilki kuyuya düşmüş, ne yapmışsa bir türlü çıkamamış. Çok geçmeden bir keçi sesi duymuş, kuyuya su içmeye gelen keçi, tilkiyi kuyunun içinde görünce: “Tilki kardeş, nasılsın? Bu su temiz mi? İçebilir miyiz?” diye sormuş. Tilki hemen dost canlısı davranarak, keçi kardeş, bu kuyunun suyu tam ağzına layık. İçen

Karga ile Yılan

Karga ile Yılan Masalı Günlerden bir gün, karganın biri ormandaki bir ağacın üstüne yuva yapmış. Ancak karganın bu yuvası hiç güvenli değilmiş. Çünkü o yuvanın hemen yakınında bir yılanın yuvası varmış. Karga ne zaman yumurta yapsa, yavruları doğsa, o yılan yuvaya tırmanıp karga yavrularını yermiş. Karga bu duruma çok üzülür, yavrularının arkasından günlerce gözyaşı dökermiş.

Tilki ve Oduncu

Tilki ve Oduncu Masalı Günlerden bir gün, ormandaki tazılar bir tilkiyi kovalamaya başlamışlar. Tilki, ormanda odun toplayan bir oduncuya yaklaşmış. Oduncudan, kendisini saklamasını istemiş. Oduncu da ona yan taraftaki kulübeyi göstermiş. Tilki kulübeye saklanıp bir köşeye saklanmış. Çok geçmeden avcılar da gelmişler. Oduncuya, tilkiyi görüp görmediğini sormuşlar. Oduncu: – Görmedim, demiş. Fakat parmağıyla da tilkinin

Boynuzlar mı? Bacaklar mı?

Boynuzlar mı? Bacaklar mı? Masalı Günlerden bir gün, susuzluktan dili damağı kuruyan bir geyik, suya inmiş. Kana kana içmiş. Tam gidecek, sudaki yansımasını görünce durmuş. Aman Tanrım, o ne güzel boynuzlar, çatal çatal, ay ay. Geyikçik vurulmuş boynuzlarının güzelliğine, varsa yoksa boynuzlarım demiş, başka dememiş. Ama gözleri kalem bacaklarına erişince coşkunluğu duman olup uçuvermiş. Nerede