Kibar Prens

prens masalı
Kibar Prens Masalı

Günlerden bir gün, uzak ülkelerin birinde iyi kalpli bir kral yaşarmış. Bu kralın iki oğlu varmış. Bu kardeşler ikizmiş; ama ne yüzleri, ne de huyları birbirine benzermiş. İkisi de güzelmiş güzel olmasına ama biri iyi huylu ve çok kibarmış. Diğeri ise kaba saba ne dediğini bilmeyen biriymiş.

Saraydakiler birine “Kibar Prens”, diğerine “Kaba Prens” derlermiş. Günlerden bir gün kral;

– Ben yaşlandım, artık yerime oğullarımdan biri geçsin, demiş.

Ardından da;

– İkiz oldukları için haksızlık olmasın. Üç aşamadan oluşan bir yarışma yapalım, kim kazanırsa o kral olsun, demiş.

Oğullarını çağırmış.

– Evlatlarım ikiniz için bir yarışma düzenleyeceğim, kim kazanırsa o kral olacak. demiş. İlk göreviniz şu: Sarayın balkonuna çıkarak, birinci gün biriniz, ikinci gün diğeriniz halka çağrıda bulunacaksınız. Kimin çağrısına daha çok gelen olursa o, çok seviliyor demektir, o kazanacak.

Önce Kibar Prens çıkmış sarayın balkonuna. Rica ederek çağırmış halkı. Duyan, duymayana söylemiş ve bütün halk sevgili prensin ricasına koşmuş. Prens geldikleri için halka teşekkür etmeyi de unutmamış.

Ertesi gün Kaba Prens çıkmış sarayın balkonuna ve emrederek “Herkes buraya toplansın.” diye bağırmış.

Birkaç meraklıdan başka kimse gelmemiş.

Yarışmanın ilk bölümünü Kibar Prens kazanmış.

Kral yarışmanın ikinci aşamasını şöyle açıklamış:

– Ormanda bir ağacın altında kıymetli taşlar, altınlar, elmaslar gömülü. Büyük bir ayı da taşların üstünde yaşıyor ve kimseyi yaklaştırmıyor. Kim altınlardan, elmaslardan alıp gelebilirse yarışı o kazanır.

Önce yola Kaba Prens çıkmış. Ormana geldiğinde ayı ağacın altında yatıyormuş. Ayıya yaklaşmış, havaya ateş etmiş. Ayı hiç aldırış etmeyince koca bir sopayla ayıyı kaldırmaya çalışmış. Bir gün boyunca uğraşmış. Fakat ayıyı yerinden kımıldatamamış ve elleri bomboş geri dönmüş.

Sıra Kibar Prens’e gelmiş. Giderken ayıya bir sepet armut götürmüş. Nazikçe ayıya selâm vererek hediyesini önüne koymuş. Ayı kendisiyle konuşan bu güler yüzlü adamı çok sevmiş. Kibar Prens, ona neden altınlardan alması gerektiğini anlatmış. Ayı sessizce yerinden kalkmış. Prens altınlardan, elmaslardan bir avuç alırken ayıya teşekkür etmeyi de unutmamış.

Yarışmanın ikinci aşamasını da Kibar Prens kazanmış.

Kral üçüncü aşamayı da şöyle açıklamış:

– Komşu ülkenin kralının güzeller güzeli iki kızı var. Gidin kızları isteyin, kim daha önce prenseslerden birini alır gelirse evlenecek ve kral o olacak.

Kaba Prens hemen yola çıkmış, saraya önce o varmış. Varmış varmasına da kral yüzüne bile bakmamış. Çünkü daha önce o kral onların sarayına gittiğinde Kaba Prens, ona “Hoş geldiniz!” bile dememiş. Hiç ilgilenmemiş onunla. Kral da ona aynı hareketi yapmış. Kızını isteyince de;

– Benim sana verecek kızım yok, demiş.

Kaba Prens ısrar etmiş, tehdit etmiş, ama faydası olmamış. Kral onu ülkesinden kovdurtmuş.

Kibar Prens varmış saraya. Kral, onu kapıda karşılamış, çok ilgilenmiş. Kızını isteyince şöyle demiş:

– Kızımın senin gibi iyi ve kibar bir insanla evlenmesinden çok memnun olurum.

Kızını çağırmış. Dünyalar güzeli bir kız gelmiş. Prens kıza hayran olmuş. Kral;

– Sen kızımı götür, biz düğün için arkadan geliriz, demiş.

Prens ve prenses yola çıkmışlar. Halk yollarda onları bekliyormuş. Kibar Prens üç aşamayı da geçerek yarışmayı kazanmış.

Günlerce süren büyük bir düğünle evlenmiş. Kibar Prens ülkeye kral olmuş. Yıllarca ülkeyi huzur içinde yönetmiş.

Kaba Prens’e ise kardeşinin yönettiği ülkede tembel tembel oturmak düşmüş. Can sıkıntısından her gün biraz daha kabalaşmış. Zaman içinde etrafında onu seven bir kişi bile kalmamış

Masalın Yazarı: Sema Maraşlı

Benzer Masallar

  • Tilki ile Oduncu

    Tilki ve Oduncunun Hikayesi Bir av sırasında tazılar bir tilkiyi kovalamaya başlamışlar. Tilki ormanda çalı çırpı toplayan bir oduncunun yanına yaklaşmış. Tilki, oduncuya yalvararak kendisini saklamasını istemiş. Oduncu, tilkiyi kümesin içine götürüp gizlemiş. Bir süre sonra avcılar gelmiş, oduncuya tilki görüp görmediğini sormuşlar. Oduncu: “Ben kimseyi burada görmedim” demiş. Ama aynı zamanda parmağıyla kulübeyi işaret…

  • Alice Harikalar Diyarında

    Bir gün, Alice ablasıyla birlikte kırlarda dolaşmaya gitmiş. Alice’nin canı sıkılıyormuş ve o sırada önünden konuşan bir tavşan geçivermiş. Tavşan saate bakarak “Geç kaldım!” diyormuş. Alice meraklanmış ve tavşanın arkasından onu takip etmeye başlamış. Tavşan, bir ağacın kovuğundan içeri girmiş. Hemen ardından Alice de kovuktan içeri girmiş ve aşağı doğru düşmeye başlamış. Duvarlarda tablolar, raflar,…

  • Dört Mevsim

    Dört Mevsim Masalı Günlerden bir gün, Toprak Ana, evinde yalnız başına yaşıyormuş. Yalnız yaşamak zormuş, bu yüzden canı çok sıkılıyormuş. Bir gün sabah erken kalkmış, gök kralına misafirliğe gitmiş. Sarayın kapısına varınca, gürültüler, patırtılar duymuş. Kapıdaki nöbetçiye, “bunların ne olduğunu” sormuş. Nöbetçi: – Ne olacak, demiş. Mevsim kardeşlerin gürültüsü. İkisi kız, ikisi oğlan dört yaramaz…

  • Yavru Köpek

    Yavru Köpek Masalı Bir zamanlar anne köpek ve yavrusu beraber yaşıyorlardı. Ne zaman yavru köpek kuyunun yakınında oynamak isterse, annesi onu; “kuyuya sakın yaklaşma” ya da “kuyunun etrafında oynama!” diye uyarırdı. Bir gün, anne köpek yiyecek bulabilmek için dışarı çıktığında, yavru köpek kuyunun yanına gitti. Kuyuya yaklaştı ve içine baktı. Kuyunun içinde bir köpek yavrusu…

  • Karınca ile Fil

    Karınca ile Fil Masalı Bir zamanlar, kendinden daha küçük ve güçsüz canlılara zorbalık eden kibirli bir fil varmış. Günlerden bir gün fil ormanda gezerken bir karınca yuvası görmüş ve hortumuyla karıncaların yuvalarına su püskürtmüş. Zavallı karıncalar ağlaya sızlaya suyla dolu yuvalarından çıkmaya başlamışlar. Karşılarında kocaman fili görünce; – Bizden ne istiyorsun? Biz sana ne yaptık…

  • Meşe ile Saz

    La fontaine masalları kategorisine eklediğimiz yeni masalımız Meşe ile Sazı keyifle okumanızı dileriz.. Meşeyle Saz Masalı Meşe, bir gün, saza demiş: — Doğrusu Tanrı size gadirlik etmiş. Minnacık serçe konsa üstünüze Beliniz bükülüverir. Suları ürperten seher yeli Baş eğdirir size Bir de benim şu dağ gibi gövdeme bak! Güneş bile zor giriyor içime, Fırtına dallarıma…

Bir yorum

  1. Enes murat dedi ki:

    Güzel bir uygulama
    Olarak sizi tebrik ediyorum
    Başarılarınızın devamını dilerim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir