masal oku

  • Sakanın Eşeği

    Sakanın Eşeği Hikayesi Bir zamanlar yoksul bir saka, o sakanın da zayıf, cılız bir eşeği vardı. Zavallı eşek o kadar zayıftı ki, sırtı yük taşımaktan, zayıflıktan yara bere içinde kalmıştı. Günlerce çalışmasına rağmen karnını doyurabilecek kadar yem bulamıyordu. Padişahın atlarının bakıcısı bu sakayı tanıyordu. Onunla eskilere dayanan bir ahbaplığı vardı. Bir gün sakaya rastladı: –…

  • Salyangoz’un Evi

    Salyangoz’un Evi Masalı Salyangozları bilir misiniz çocuklar? Onlar da tıpku kaplumbağalar gibi evlerini sırtlarında taşırlar. Günlerden bir gün, sırtında evini taşımaktan sıkılan sevimli bir salyangoz varmış. Bu sevimli salyangoz üstelik evinin rengini de hiç beğenmezmiş. Bir gün komşusu kelebek ve uğur böceğiyle dertleşmeye başlamış; “Ah keşke her zaman evimi sırtımda taşımak zorunda olmasaydım. Hadi taşıyorum…

  • Serçe ile Dört Yavrusu

    Serçe ile Dört Yavrusu Masalı Günlerden bir gün, çok uzak diyarlarda, yemyeşil bir yerde bir serçe çifti yaşarmış. Bu serçelerin yuvalarında, dört tane de yavruları varmış. Bu yavrulardan ikisi uçmayı bilmezmiş. Bir kaç yaramaz çocuk, serçelerin yuvasını fark etmiş. Yuvayı bozmak için serçelerin yuvasına çomak sokup yuvayı dağıtmışlar. O gün hava rüzgarlıymış, rüzgar yuvaya geldiği…

  • Keloğlan ve Vefasız Arkadaşı

    Keloğlan ve Vefasız Arkadaşı Masalı Günlerden bir gün, Keloğlan’ın Rustem adında bir arkadaşı varmış. O kadar iyi arkadaşlarmışlar ki, yedikleri içtikleri ayrı gitmezmiş. Anlayacağınız çok samimiymişler. Hal böyleymiş ama Rustem aşırı derecede kıskanç mizaçlı biriymiş. Bir gözünü diğer gözünden kıskanırmış ve çok da çekemez bir yapısı varmış. Keloğlan o kadar masum, o kadar safmış ki,…

  • Keloğlan ve Altın Bülbül

    Keloğlan ve Altın Bülbül Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, kuşlar tellâl iken, keçiler berber iken, bir padişah varmış. Bu padişah, her tarafı camdan bir cami yaptırmış. Bir Cuma günü namazdan çıkarken, eli yüzü pak aksakallı bir ihtiyar görmüş. İhtiyar Padişah’a demiş ki: “Padişahım, eğer Kafdağı’nın ardındaki Altın Bülbülü getirir…

  • Yoksul Kunduracı

    Yoksul Kunduracı Masalı Bir zamanlar, uzak ülkenin birinde yoksul bir kunduracı ile karısı yaşarmış. Kunduracı çok yaşlandığı için artık eskisi gibi çalışamıyormuş. Kazandıkları para ancak karınlarını doyurmaya yetiyormuş. Kunduracı, bir gece elinde kalan son deriyi de ertesi gün ayakkabı yapmak için hazırlayıp tezgahın üzerine koymuş. Yatmaya gitmiş. Ertesi sabah her zamanki gibi erkenden kalkmış. Tezgahın…

  • Cimri

    Cimri Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar cimri mi cimri bir adam yaşarmış. Bu adam öyle cimriymiş öyle cimriymiş ki, bütün mallarını altınla değiştirmiş. Bir çuval altını olunca da gidip bir ağacın dibine gömermiş. Gelgelelim bu cimri adamın aklı hep altınlarındaymış. Altınlarını düşünmekten, bir zaman sonra gözüne uyku girmez olmuş. Yemeden içmeden kesilmiş. Gece…

  • Dört Mevsim

    Dört Mevsim Masalı Günlerden bir gün, Toprak Ana, evinde yalnız başına yaşıyormuş. Yalnız yaşamak zormuş, bu yüzden canı çok sıkılıyormuş. Bir gün sabah erken kalkmış, gök kralına misafirliğe gitmiş. Sarayın kapısına varınca, gürültüler, patırtılar duymuş. Kapıdaki nöbetçiye, “bunların ne olduğunu” sormuş. Nöbetçi: – Ne olacak, demiş. Mevsim kardeşlerin gürültüsü. İkisi kız, ikisi oğlan dört yaramaz…

  • Küçük İstavrit’in Öyküsü

    Küçük İstavrit Hikayesi Çocuk hikayeleri kategorisine eklediğimiz yeni hikayemiz, Küçük İstavrit; yiyecek bir şey sanıp, hızla atıldı çapariye… Önce müthiş bir acı duydu dudağında. Gümbür gümbür, oldu yüreği. Sonra hızla çekildi yukarıya. Aslında hep merak etmişti: Denizlerin üstünü. Neye benzerdi, acaba gökyüzü? Bir yanda büyük bir merak. Bir yanda ölüm korkusu… ‘‘Dudağı yarıklar’’ denir ya,…

  • Kurt ile Kuzu

    Kurt ile Kuzu Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar susayan bir kurt su içmek için dereye inmiş, tam içecek, başını çevirmiş; bakmış, bir kuzu. Körpecik, gencecik, tüyü yeni bitmişlerden. O da kurdu görmüş, bacakları tir tir titreyerek bakıyormuş. Kurt kulaklarını dikleştirmiş, dik dik süzmüş kuzucuğa: “Heyy!! Bana baksana sen,” demiş. “Ne yapıyorsun ora da,…