Serçe ile Dört Yavrusu

serçe ile dört yavrusu
Serçe ile Dört Yavrusu Masalı

Günlerden bir gün, çok uzak diyarlarda, yemyeşil bir yerde bir serçe çifti yaşarmış. Bu serçelerin yuvalarında, dört tane de yavruları varmış. Bu yavrulardan ikisi uçmayı bilmezmiş. Bir kaç yaramaz çocuk, serçelerin yuvasını fark etmiş. Yuvayı bozmak için serçelerin yuvasına çomak sokup yuvayı dağıtmışlar. O gün hava rüzgarlıymış, rüzgar yuvaya geldiği gibi uçmak bilmeyen yavruları almış götürmüş..

Yavrularına yemek toplamaktan gelen Anne serçe, geri döndüğünde yavrularını bulamadığı için çok üzülmüş. Yuvayı daha korunaklı bir yerde yapsaydım, ya da yavrularıma erkenden uçmayı öğretebilseydim bu duruma düşmezlerdi diye günlerce dövünüp durmuş. Aradan zaman geçmiş, mevsimler değişmiş. Bir yaz mevsiminde, buğday başakları arasında uçuşan Anne serçe, birden yavrularını da karşısında görmez mi? Hem de dört yavrusunu birden görmüş! Sevinçten havalarda uçmuş, cik cik öte öte yavrularının yanına gitmiş. Hemen yavrularını yanına alarak yeni yuvalarına götürmüş.

Anne serçe, yuvalarına doğru giderken yavrularına nasihatlerde bulunmayı da ihmal etmemiş.Yavrularına şöyle demiş:

“Sevgili yavrularım, sizleri kaybettiğimden beri gözüme uyku girmedi, sizleri çok merak ettim. Sizi korumayadığım için kendimi hiç affetmedim. Bundan sonra sizi korumak için her şeyi yapacağım. Lütfen siz de benden ayrılmayın, habersiz bir yere gitmeyin, sürekli beni ve babanızı takip edin, tehlikelere karşı bizim gösterdiğimiz tepkileri siz de gösterin.. Sizler büyüyene kadar tehlikeleri bu şekilde atlatabiliriz” demiş.

Sonra yavrularına teker teker söz hakkı vermiş;

“Yavrularım, ne yaptınız bu kadar gün? Ben olmadan nasıl beslendiniz, anlatın bakalım.” demiş.

“Küçük serçe, ben meyve bahçesinden hiç ayrılmadım, bir vişne ağacında kendime korunaklı bir yer bulmuştum. Olgunlaşan vişnelerden yiyordum bazen solucan ve tırtıl avına çıkıyordum.” demiş.

“Ah, yavrum! Bu hayat çok tehlikelidir. Başkasına ait şeylerle yaşamaya alışanın başına kötü işler gelebilir.” Her zaman başkalarının size sunduklarıyla yaşayamazsınız. demiş.

Sıra ikinci yavruya gelmiş, başlamış anlatmaya:

“Ben bir sarayın bahçesinde yaşadım. Zengin insanların yemek artıklarını, ahırlarda hayvanlara verilen yemlerin kalıntılarını topladım. Karnımı çok güzel yemeklerle doyuruyordum.”

“Ah, yavrum, demiş anne serçe. Zenginlerin yanında yaşamak iyidir ama maddi zenginlikle birlikte doğal güzellikleri unutulabilir. Bu hayat çok tehlikelidir.”

Sonra da üçüncü yavrusu anlatmış:

“Ben yol boylarında yaşadım. Yollarda hep bir şeyler bulunuyor. Onları topladım.”

“Ah, yavrum,” demiş Anne serçe, “yol boyları tehlikeli olur. Sen yem toplarken yaramaz çocuklar sana taş atabilir.”

Sıra dördüncü yavruya gelmiş:

“Anne, ben ormanda kaldım. Ağaçların dalları arasında bir yer buldum kendime. Kimseye zarar vermeden, kimseye muhtaç olmadan, özgür yaşadım. Kendi bildiğin gibi, kimseye bağlı olmadan yaşamak çok güzel. Hayatımdan çok memnunum.”

“Aferin yavrum!” demiş Serçe anne, “En akıllı yavrum senmişsin. Özgür olan, hayatta kimseye muhtaç olmayan, en mutlu hayatı bulacaktır. Senin hayatın diğerlerine de örnek olmalı.” Bunun üzerine yavrular, bir daha özgürlüklerini kaybetmeden hep bir arada yaşayacaklarına dair söz vermişler.

Benzer Masallar

  • Keloğlan ve Padişah

    Keloğlan ve Padişah Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, kuşlar tellal iken, kediler berber iken, uzak diyarlarda Keloğlan adında zeki bir çocuk annesiyle beraber mutlu mesut yaşarmış. Keloğlan ve annesinin yaşadığı ev çok eski ve harap durumdaymış. Günlerden bir gün, Keloğlan’ın annesi Keloğlan’a şöyle demiş; -Kel oğlum keleş oğlum, sevmesi…

  • Küçük Çoban Masalı Dinle

    Küçük Çoban Masalı Dinle Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak ülkelerin birinde, yemyeşil ağaçların arasında yaşayan, doğa sever ve hayvanlarıyla oldukça ilgili olan küçük bir çoban yaşarmış. Bu çoban oldukça da zekiymiş. Kendisine yöneltilen her soruya anında doğru cevap vererek herkesi kendine hayran bırakırmış.Günlerden bir gün bu küçük çobanın ünü…

  • Kibar Prens

    Kibar Prens Masalı Günlerden bir gün, uzak ülkelerin birinde iyi kalpli bir kral yaşarmış. Bu kralın iki oğlu varmış. Bu kardeşler ikizmiş; ama ne yüzleri, ne de huyları birbirine benzermiş. İkisi de güzelmiş güzel olmasına ama biri iyi huylu ve çok kibarmış. Diğeri ise kaba saba ne dediğini bilmeyen biriymiş. Saraydakiler birine “Kibar Prens”, diğerine…

  • Adam ile Aslan

    Kısa masal okumayı sevenlerin çok seveceği bir masal ile karşınızdayız. Ezop masalları kategorisine eklediğimiz yeni masalımızın adı Adam ile Aslan Masalı keyifli okumalar dileriz. Günlerden bir gün, bir adam ile aslan yolculuğa çıkmışlar. Çok geçmeden kimin daha güçlü ve cesur olduğu hususunda aralarında tartışmaya başlamışlar. Yolda giderken, bir aslanı boğazlayan bir adam heykeline rastlamışlar. Adam,…

  • Küçük İstavrit’in Öyküsü

    Küçük İstavrit Hikayesi Çocuk hikayeleri kategorisine eklediğimiz yeni hikayemiz, Küçük İstavrit; yiyecek bir şey sanıp, hızla atıldı çapariye… Önce müthiş bir acı duydu dudağında. Gümbür gümbür, oldu yüreği. Sonra hızla çekildi yukarıya. Aslında hep merak etmişti: Denizlerin üstünü. Neye benzerdi, acaba gökyüzü? Bir yanda büyük bir merak. Bir yanda ölüm korkusu… ‘‘Dudağı yarıklar’’ denir ya,…

  • Keloğlan ile Sihirli Kuş

    Keloğlan ile Sihirli Kuş Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, kuşlar tellal iken, kuzular berber iken, bir masal ülkesinde Gülyüz denilen, gül yüzlü, güler yüzlü bir kız varmış. Gülyüz, bir padişah kızıymış. Bir gün gergefini kurmuş, nakış üstüne nakış işliyormuş has bahçede derken, görülmemiş güzellikte, gerdanı kınalı, gözleri zümrüt, gagası…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir