Asla Yalan Söyleme Müthiş Hikaye

hikaye
Asla Yalan Söyleme Hikayesi

Yalan söyleme ile ilgi çok güzel bir hikaye sizi bekliyor. Keyifle okuyacağınızı düşünüyorum. İyi okumalar.. Bir zamanlar, ilim çok kıymetliydi. İnsanlar ilim öğrenmek için çok çalışırlar, her türlü güçlüklere katlanırlardı. Küçük yaşlarında köylerinden, ailelerinden ilim öğrenmek için ayrılırlar, yıllarca onlardan uzaklarda zor şartlar altında yaşarlardı. Seyyid Abdülkadir’in de küçük yaşta içine öğrenme arzusu düşmüş, bunun çarelerini aramaya başlamıştı. Sonunda dayanamadı, annesine gelerek;

-Anneciğim, “ilim öğrenmek için Bağdat’a gitmek istiyorum.” dedi. Annesi ise;

-Senden ayrılmaya gönlüm razı olmuyor. Ancak seni de Allah yolundan alıkoymak istemem. Annesi Abdülkadir için yol hazırlıkları yaptı. En sonunda da oğluna lazım olur diyerek, 40 altını kaybetmemesi için bir kese içinde yeleğinin koltuk altına dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak şöyle dedi;

-Sana son olarak nasihatim şudur ki, eğer beni ve Allah’ı memnun etmek istiyorsan asla yalan söyleme, doğruluktan ayrılma. Allah her zaman ve her yerde doğruların yardımcısıdır. Seyyid Abdülkadir annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat’a giden bir kervana katılarak yola çıktı. Hemedan yakınlarında dar bir geçide girdiklerinde kervanda bir bağrışma koptu. Eşkıyalar kervana saldırmışlardı. Bir anda bütün sandıklar yere yıkıldı, eşyalar yağma edilmeye başlandı. Haydutlar kervandakilerin neyi var neyi yoksa hepsini alıyorlardı. Eşkıyalardan biri de Abdülkadir’in yanına geldi. Onun fakir haline bakarak şaka olsun diye;

-Söyle bakalım senin neyin var fakir çocuk? Abdülkadir;

-Yalnız 40 altınım var, diye cevap verdi. Haydut önce şaşırdı sonra gülmeye başladı. İnanamadı ve tekrar sordu;

-Doğru mu söylüyorsun? Abdülkadir:

-Evet, doğru söylüyorum, 40 altınım var. Eşkıya meraklandı. Abdülkadir’i elinden tutup reislerine götürdü. Durumu reislerine anlattı. Haydutların başı;

-Senin 40 altının varmış, doğru mu bu? Abdülkadir;

-Evet doğru. Reis;

-Söyle bakalım. Onu nereye sakladın? Abdülkadir;

-Hırkamın içinde koltuğumun altında saklı. Bunun üzerine haydutlar hırkasının içinde, koltuğunun altında saklı bulunan 40 altını bularak reislerine verdiler. Herkes çok şaşırmıştı. Reis hayretle sordu;

-Peki evladım, sen niçin üzerinde altın olduğunu söyledin? Eğer bize söylemeseydin onları bulamazdık. Abdülkadir;

-Ben annemden ayrılırken, asla yalan söylemeyeceğime dair söz vermiştim. Arkadaşınız senin bir şeyin var mı diye sorunca, altınlarım olduğunu söyledim. 40 altın için verdiğim sözden döneceğimi mi zannediyorsunuz? Bu sözleri duyan haydutların reisi çok şaşırdı ve derin bir düşünceye daldı. Sonra etrafındakilere dönerek;

-Yazıklar olsun bizlere. Bu çocuk kadar olamadık. Bu çocuk annesine verdiği sözünden dönmemek için her şeyini veriyor. Bizler ise Allah’a söz verdiğimiz halde, hiçbir zaman verdiğimiz sözlerde durmadık. O’nun yapma dediklerini yaptık yarın Allah’ın huzuruna çıktığımızda halimiz nice olacak? Sonra şöyle devam etti:

-Sizler şahit olun. Şuanda bu çocuk benim kötü yoldan dönmeme sebep oldu. Şimdiye kadar yaptığım bütün günahlarım için pişman olup tövbe ediyorum. Bundan sonra iyi bir insan olup, Rabbim’in sevmediği işleri yapmayacağım. Reislerine çok bağlı olan haydutlar hep bir ağızdan;

-Reisimiz, biz senden ayrılmayız. Sen hangi yolda yürürsen biz de o yolda yürürüz diyerek hepsi birden pişman olup tövbe ettiler. Kervandaki insanlardan ne aldılarsa hepsini geri verdiler ve bir daha haydutluk yapmayacaklarına söz verdiler. Seyyid Abdülkadir ise yoluna devam ederek Bağdat’a ulaştı. Orada ilim tahsiliyle meşgul oldu. Kısa bir zaman içinde çok ünlü bir alim oldu. Binlerce insanın Kötülüklerden vazgeçip iyi birer insan olmalarına vesile oldu. Siz siz olun asla yalan söylemeyin.

Benzer Masallar

  • Sedef Bacı

    Sedef Bacı Masalı Benim adım Kamber. Minareden uzun mumbar yedim, içtim doymadım Harda, hurda, şurada, burada, tarla, bağda; yedim, içtim, doymadım Aman bacı, kaldır sacı, yağlı bazlamacı yedim, içtim, doymadım Dere gibi hoşaflar, tepe gibi pilavlar, ambar ambar yulaflar yedim, içtim doymadım Denizi çorba ettik, gemiyi kepçe ettik, daha bilmem ne ettik yedim, içtim; davula…

  • |

    Rüzgaroğlu Masalı Dinle

    Rüzgaroğlu Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Rüzgâroğlu adında az konuştu, çok dinler bir adam varmış. Rüzgâroğlu, evli imiş. Beş yaşında Nuryüz adında bir oğlu, 4 yaşında Gülyüz adında bir kızı varmış. Rüzgâroğlu ailesi o kadar zengin ve mutluymuş ki, iğne ucu kadar bile eksiği yokmuş. Rüzgâroğlu ava meraklı olduğundan…

  • Kurt ile Yedi Keçi Yavrusu

    Kurt ile Yedi Keçi Yavrusu Masalı Bir zamanlar 7 tane yavrusu ile yaşayan bir keçi varmış. Bu keçi yavrularını çok severmiş. Bir gün keçi, yavruları için yemek bulmaya çıkacakmış. Yavrularına, “çocuklar yiyecek getirmek için ormana gideceğim. İtiraz etmeyin ve beni iyi dinleyin. Kapıyı benden başka kimseye açmayın. Kurt sizi yemek istiyor.” demiş ve çocuklarını öperek…

  • Açgözlü Kedi

    Açgözlü Kedi Masalı Bir zamanlar, uzak bir diyarda fakir bir nine yaşardı. Bu ninenin bir de kedisi vardı. Kedi o kadar uyuşuktu ki, patisini bile kaldırmaya üşenir, bu fakir kadının verdiği yemeklerle gününü gün ederdi. Günler böyle geçip giderken… Bizim miskin kedi, iyice zayıflamış, çelimsizleşmişti. Bir gün evin kapısında otururken kocaman bir kediyle karşılaştı. Doğrusu…

  • Aslan Olmak İsteyen Eşek

    Aslan Olmak İsteyen Eşek Masalı Günlerden bir gün, bir çiftlikte sahibiyle beraber yaşayan bir eşek varmış. Bu eşeği diğer eşeklerden ayıran en büyük özelliği, hepsinden çok farklı istekleri varmış. Çiftlikteki tüm eşeklerin hayali, daha çok yemek yemek ve daha az yük taşımakmış. Bu eşeğin en büyük isteği de aslan olmak imiş. Sahibinin Karakaçan diye çağırdığı…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir