
Akıllı Çoban Masalı’nı okuyun. Zekâsı ve hazırcevaplığıyla hükümdar Şehriyar’ın zor sorularını yanıtlayan genç çobanın ibretlik hikâyesini keşfedin.
Akıllı Çoban Masalı
Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, uzak diyarlarda bir ülke varmış. Bu ülkede Şehriyar adında güçlü bir hükümdar yaşarmış. Bu hükümdar, bir gün ülkesindeki bütün insanları sarayın önündeki büyük meydana toplatmış. Halkın karşısına geçerek onlara iki soru sormuş:
— Size iki sorum var. Birincisi, doğu ile batının arası kaç günlük yoldur? İkincisi, Allah şu anda ne yapıyor? Bu soruların cevaplarını üç gün içinde bulmanızı istiyorum. Aksi hâlde hepiniz ağır bir cezayla karşılaşacaksınız!
Hükümdarın sözlerini duyan halk büyük bir korkuya kapılmış. Herkes soruların cevaplarını bulmak için düşünmüş, araştırmış ve birbirine danışmış. Ancak üç gün boyunca hiç kimse bu sorulara cevap bulamamış.
Üçüncü günün sonunda halk, sarayın önündeki meydanda yeniden toplanmış. Hükümdar Şehriyar tahtına oturmuş ve yüksek sesle seslenmiş:
— Sorularımın cevabını bilen var mı? Öne çıksın!
Kalabalıktan çıt çıkmıyormuş. Herkes başını öne eğmiş, kötü bir şey olmasından korkuyormuş.
O sırada yakınlardaki dağların eteklerinde koyunlarını otlatan genç bir çoban, halkın başına gelenleri öğrenmiş. Soruların cevaplarını bulabileceğine inanarak meydana gitmeye karar vermiş.
Üzerinde sade bir kıyafet, başında eski bir başlık varmış. Genç çoban, kalabalığın arasından geçerek hükümdarın huzuruna çıkmış.
— Hükümdarım, sorularınızın cevaplarını biliyorum, demiş.
Şehriyar, karşısında genç bir çobanı görünce şaşırmış.
— Cevapları bildiğini söylüyorsun. Peki, yanlış cevap verirsen başına gelecekleri biliyor musun?
— Biliyorum, hükümdarım. Yine de cevaplarımı söylemek istiyorum.
Hükümdar ilk sorusunu sormuş:
— Öyleyse söyle bakalım: Doğu ile batının arası kaç günlük yoldur?
Çoban hiç düşünmeden cevap vermiş:
— Bir günlük yoldur, hükümdarım.
Şehriyar merakla sormuş:
— Neden böyle düşünüyorsun?
Çoban şöyle cevap vermiş:
— Çünkü güneş sabah doğudan doğar, akşam batıdan batar. Güneşin doğuşundan batışına kadar geçen süre bir gündür. Bu nedenle doğu ile batının arasını bir günlük yol olarak düşünebiliriz.
Hükümdar, çobanın kendinden emin cevabını dinlemiş ve başını sallamış. Ardından ikinci sorusunu sormuş:
— Peki, Allah şu anda ne yapıyor?
Çoban bir süre düşünmüş. Sonra hükümdara dönerek şöyle demiş:
— Hükümdarım, bu sorunun cevabını vermeden önce bir ricam var. Bir anlığına tahtınızdan inip benim yerime geçmenizi, benim de sizin tahtınıza oturmamı isterim.
Şehriyar bu isteğe şaşırmış ama çobanın ne söyleyeceğini merak ettiği için kabul etmiş. Tahtından kalkarak çobanın yanına geçmiş. Çoban da hükümdarın tahtına oturmuş.
Ardından meydandaki halka dönerek konuşmuş:
— İşte hükümdarım, sorunuzun cevabı budur. İnsanların hayatında makamlar ve mevkiler değişebilir. Bazen bir çoban hükümdarın tahtına oturur, bazen de bir hükümdar sıradan bir insan gibi halkın arasına iner. Hayat, insanlara beklemedikleri olaylar yaşatır.
Hükümdar, çobanın sözlerini dikkatle dinlemiş. Onun zekâsına ve cesaretine hayran kalmış.
— Genç çoban, sorularıma verdiğin cevaplar beni düşündürdü. Bazen en zor görünen sorulara bile farklı bir açıdan bakmak gerekir. Sen de bunu başardın, demiş.
Ardından halka dönerek verdiği ceza tehdidinden vazgeçtiğini açıklamış.
— Bugün anladım ki insanları yalnızca görünüşlerine veya sahip oldukları makamlara göre değerlendirmemeliyiz. Bilgelik, beklemediğimiz kişilerde karşımıza çıkabilir. Hepiniz evlerinize huzur içinde dönebilirsiniz!
Halk büyük bir sevinç yaşamış. Herkes genç çobana teşekkür etmiş. O günden sonra insanlar, bir sorunla karşılaştıklarında onun fikrini sormaya başlamışlar. Çoban ise bildiklerini paylaşmaktan ve insanlara yardım etmekten mutluluk duymuş.
Masalın dersi: Zekâ, cesaret ve farklı açılardan düşünebilmek, zor durumların üstesinden gelmemize yardımcı olur. İnsanları dış görünüşlerine veya makamlarına göre yargılamamalı, herkesin düşüncelerine değer vermeliyiz.
