Ali ile Yalancı Ortak

yalancı masalı oku

yalancı masalı oku

Ali ile Yalancı Ortak hikayesini okuyun. Güven, dürüstlük ve adalet üzerine düşündüren bu eğitici hikâyede, yalan söyleyerek kazanç elde etmeye çalışan bir adamın başına gelenleri keşfedin.

Ali ile Yalancı Ortak Hikayesi

Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde, Ali adında iyi niyetli bir adamla kurnaz ve yalancı bir adam yaşarmış. Bu iki adam hem arkadaş hem de iş ortağıymış. Bir gün birlikte yolculuğa çıkmışlar.

Yolda yürürlerken yerde bir kese bulmuşlar. Keseyi açtıklarında içinin altınlarla dolu olduğunu görmüşler. İkisi de çok sevinmiş. Ali, altınları eşit olarak paylaşmayı önermiş. Ancak kurnaz adamın aklında başka bir plan varmış. Altınların tamamına sahip olmak istiyormuş.

Kurnaz adam arkadaşına şöyle demiş:

“Ali, altınların hepsini hemen paylaşmayalım. Önce yol masraflarımız için gerektiği kadarını alalım. Geri kalanını da şu ağacın dibine gömelim. İhtiyacımız olduğunda gelip alırız. Biz ortağız, birbirimize güvenmeliyiz.”

Ali, arkadaşının sözlerine inanmış. Bir miktar altın almışlar, geri kalanını da ağacın dibine gömüp yollarına devam etmişler.

Ancak kurnaz adamın niyeti başkaymış. Ali’den ayrılır ayrılmaz gizlice ağacın yanına dönmüş ve gömdükleri altınların tamamını alıp gitmiş.

Aradan birkaç ay geçmiş. Paraya ihtiyacı olan Ali, ortağının yanına giderek altınları almalarını önermiş. İki ortak birlikte ağacın yanına gelmişler. Kurnaz adam toprağı kazmış ama keseyi bulamamış gibi davranmış.

Ali şaşkınlıkla sormuş:

“Altınlarımız nerede? Buraya gömmüştük. Onları kim almış olabilir?”

Kurnaz adam hemen Ali’yi suçlamış:

“Altınları benden başka kimse alamazdı! Onları sen çaldın!”

Ali bu suçlama karşısında çok üzülmüş.

“Ben senin ortağınım. Sana hiç yalan söylemedim. Altınları ben almadım!” diye kendini savunmuş.

İkisi uzun süre tartışmışlar ama bir türlü anlaşamamışlar. Sonunda meseleyi çözmek için hâkime gitmişler.

Hâkim, iki adamı da dikkatle dinlemiş. Kurnaz adam, altınları Ali’nin çaldığını iddia etmiş. Hâkim ise ondan iddiasını kanıtlayacak bir delil istemiş.

Kurnaz adam hiç düşünmeden cevap vermiş:

“Efendim, altınları gömdüğümüz ağacın kendisi şahidimdir. Kimin altınları aldığını o bilir!”

Hâkim bu sözleri duyunca şaşırmış ama sakinliğini bozmamış.

“Madem öyle, gidip ağaca soralım,” demiş.

Ertesi sabah hâkim, iki adamla birlikte ağacın yanına gitmiş. Oysa kurnaz adam her şeyi önceden planlamış. Babasını ağacın kovuğuna saklamış ve hâkim soru sorduğunda cevap vermesini istemiş.

Hâkim ağacın karşısına geçerek yüksek sesle sormuş:

“Ey ağaç! Altınları kim aldı?”

Ağacın kovuğunda saklanan yaşlı adam, ağacın konuştuğunu düşündürmek için cevap vermiş:

“Ali aldı!”

Hâkim bu cevaptan şüphelenmiş. Ağacın kovuğundan bir ses geldiğini fark edince adamlarına ağacın içini dikkatlice incelemelerini emretmiş. Kovukta saklanan yaşlı adam ortaya çıkarılınca gerçek anlaşılmış. Yaşlı adam, oğlunun isteği üzerine yalan söylediğini itiraf etmiş. Böylece kurnaz adamın kurduğu oyun bozulmuş.

Hâkim, Ali’nin suçsuz olduğunu anlamış ve kurnaz adama dönerek şöyle demiş:

“Başkalarını kandırarak kazanç elde etmeye çalıştın. Üstelik suçsuz ortağına iftira attın. Yalanın ve hilenin sonunda ortaya çıkacağını unutmuşsun!”

Kurnaz adam yaptığı kötülük yüzünden cezalandırılmış. Çaldığı altınları da Ali’ye geri vermek zorunda kalmış.

Ali, hakkını geri alarak oradan ayrılmış. Kurnaz adam ise yalan söyleyerek ve başkalarını suçlayarak hiçbir yere varamayacağını anlamış.

Masalın dersi: Dürüstlük ve doğruluk her zaman değerlidir. Başkalarını kandırarak kazanç elde etmeye çalışanlar, bir gün yaptıklarının sonuçlarıyla karşılaşırlar. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkar.

Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir