Aslan ve Yavru Tavşan

aslan ve tavşan masalı

Aslan ve Yavru Tavşan Masalı

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler top oynarken eski hamam içinde… Ben deyim şu ağaçtan, siz deyin şu yamaçtan, uçtu uçtu bir kuş uçtu; kuş uçmadı, Gümüş uçtu. Gümüş uçmadı, Memiş uçtu. Uçar mı, uçmaz mı demeye kalmadı; anam düştü eşikten, babam düştü beşikten… Biri kaptı maşayı, biri aldı meşeyi; dolandım durdum dört köşeyi.

Eski zamanların birinde, koca dağların arkasında bir orman varmış. Bu ormanda başta ormanlar kralı aslan olmak üzere birçok hayvan yaşarmış. Ormanlar kralı aslan, her sabah güneş doğduğu gibi şiddetle kükrüyor, bu durum ormanda yaşayan hayvanları fazlasıyla ürkütüyormuş. Günlerden bir gün, maymunlar, sincaplar, geyikler, ceylanlar, kangurular, tavşanlar ve diğer hayvanlar aralarında toplantı yapmışlar; “Her sabah acaba bugün hangimiz aslana yemek olacağız diye korkuyla mı yaşayacağız?” problemini münakaşa etmişler. Sonunda cesaretlerini toplayıp aslanın huzuruna çıkmaya karar vermişler:

– “Sevgili kralımız, biz kendi aramızda anlaştık, karar verdik. Sayenizde yarın hangimiz ölecek diye beklemekten yorulduk. Her gün ölüm korkusunu yaşamaktansa, her gün içimizden birini size kurban vereceğiz. Böylece hem siz yorulmuş olmayacaksınız, hem de biz her gün korkuyla yaşamayacağız.”

Aslan bunu duyunca çok sevinmiş, çok memnun olmuş. Her sabah ayağına kadar gelen avlarını afiyetle yiyormuş. Yine bir gün, kurban olma sırası bizim yavru tavşana gelmiş. Yavru tavşan yaşamayı çok istiyor, kendi eliyle aslana yem olmayı da hiç istemiyormuş. Her geçen saat aslanın sabrını zorluyor, tavşan ise gitmemekte ayak diretiyormuş. Sonunda tavşan gitmeye karar vermiş, aslanın karşısına çıkmış. Aslanın karnı zil çaldığından, tavşanın geç kalmasına epey bir kızmış.

– “Zaten küçücük canın var, bir de utanmadan geç mi kalıyorsun? Neredeydin bu saate kadar?” diye yavru tavşana kükremiş.

Yavru tavşan boynunu büküp:

– “Sevgili kralım! Sabah sizin yanınıza gelirken yolda bir aslanla karşılaştım, ona kralımızın yanına gidiyorum dedim. Kendisinin kral olduğunu söyleyip size ağza alınmayacak sözler söyledi, canımı zor kurtardım.” demiş.

Aslan kral bu duruma oldukça sinirlenmiş, adeta küplere binmiş.

– “Vay küstah vay! diyerek kükremiş. Herhalde canına susamış, gidip güçlü pençelerimle onun cezasını vereyim.” demiş.

Tavşan ile aslan birlikte diğer aslanı bulmak için çıkmışlar yola. Bir zaman sonra derince bir kuyunun başına varmışlar.

Yavru Tavşan:

– “Sevgili kralım! Sizin için küstah, kötü ve hadsiz sözler söyleyen, kendini bilmez aslan bu kuyunun dibinde!” demiş.

Aslan kuyunun içine doğru biraz eğilince, suyun yüzeyinde kendi aksini görüp başka bir aslan sanmış, kükremeye başlamış. Aslan kükredikçe kuyudaki ses yankılanıp daha şiddetli yukarı geliyormuş. Aslan iyice öfkelenip birden buz gibi suyun olduğu kuyuya atlamış. Fakat o da ne! Kuyunun dibinde ne aslan varmış ne başka bir şey. Aslan, tavşanın oyununa geldiğini anlamış ama iş işten çok geçmiş.

Benzer Masallar

  • Cimri

    Cimri Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar cimri mi cimri bir adam yaşarmış. Bu adam öyle cimriymiş öyle cimriymiş ki, bütün mallarını altınla değiştirmiş. Bir çuval altını olunca da gidip bir ağacın dibine gömermiş. Gelgelelim bu cimri adamın aklı hep altınlarındaymış. Altınlarını düşünmekten, bir zaman sonra gözüne uyku girmez olmuş. Yemeden içmeden kesilmiş. Gece…

  • Sedef Bacı

    Sedef Bacı Masalı Benim adım Kamber. Minareden uzun mumbar yedim, içtim doymadım Harda, hurda, şurada, burada, tarla, bağda; yedim, içtim, doymadım Aman bacı, kaldır sacı, yağlı bazlamacı yedim, içtim, doymadım Dere gibi hoşaflar, tepe gibi pilavlar, ambar ambar yulaflar yedim, içtim doymadım Denizi çorba ettik, gemiyi kepçe ettik, daha bilmem ne ettik yedim, içtim; davula…

  • Aslan ile Kurbağa

    Aslan ile Kurbağa Masalı Günlerden bir gün, bir aslan ormanda gezerken korkunç bir ses duymuş. İrkilmiş, “Acaba ne oldu, bu ne ses?” demiş. “Kim bilir, belki de çok güçlü bir hayvandır. Çıkardığı sese bakar mısın, ne gürültülü! Korkarım ki, benden güçlüdür ve beni kendi çöplüğümde yenebilir! Neyime gerek, korkup sineyim, bugün yuvamdan çıkmayayım. Hiç olmazsa…

  • At ile Kurt

    At ile Kurt Masalı Günlerden bir gün, karnı çok acıkan kurt ormanda gezintiye çıkmıştı. Ormanda gezerken önüne bir at çıktı. Atı görünce sevinçten ne yapacağını şaşırdı. — Nihayet! aç olan karnımı doyurabileceğim büyük bir av buldum. Bu atı günlerce yiyebilirim! Umarım çok zeki değildir, aptal olması işimi kolaylaştırır. Kurt, atın yanına yaklaştı: — At kardeş,…

  • Keloğlan ile Dev

    Keloğlan ile Dev Masalı Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde develer tellalken, pireler berberken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallarken; ülkenin birinde bir kasaba varmış. Bu kasabanın kenar mahallelerindeki bir kulübede, çok fakir bir keloğlan ile ihtiyar annesi yaşamakta imiş. Keloğlan çok akıllı ve becerikli olmasına rağmen çalışmaktan hoşlanmaz, tembel tembel…

  • Bencil Dev

    Bir varmış bir yokmuş. Bir gün mahallenin çocukları çok güzel bir bahçede oyunlar oyun oynuyor, şarkılar söylüyor, hoplayıp zıplıyorlarmış. Bahçede rengarenk çiçekler, çeşit çeşit meyve ağaçları, yumuşacık yemyeşil çimenler varmış. Bu bahçe bir dev’e aitmiş. Ama dev yıllar önce arkadaşının yanına gitmiş ve bir daha da geri dönmemiş. Bir gün yine okul çıkışı çocuklar bahçede…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir