Kurbağa Prens

kurbağa prens
Bir zamanlar kocaman bir sarayda güzeller güzeli bir prenses yaşarmış. Bu prensesin kral babası, ona doğum gününde altından bir top hediye etmiş. Topunu çok beğenen prenses, hep onunla oynuyormuş.

Bir gün bahçeye çıkıp topu yuvarlarken, altın top aşağıda bulunan göle doğru yuvarlanarak suya düşüvermiş. Buna çok üzülen prenses, “Topumu oradan nasıl alacağım?” diye ağlamaya başlamış.

O sırada, “Vrak vrak” diye bir ses duymuş. Kafasını çevirdiğinde bir kurbağa görmüş.

Kurbağa ona, “Eğer altın topunu istersen, sana getirebilirim ama bir şartım var,” demiş.

Prenses, “Nedir?” diye sormuş.

Kurbağa, “Sarayda beraber yaşarsak topunu getiririm,” demiş.

Prenses çaresiz kabul etmiş. Kurbağa göle dalıp altın topu getirmiş. Prenses topuna kavuşunca çok sevinmiş ve hızlı adımlarla saraya doğru yürümeye başlamış. Ancak kurbağa arkasından, “Prenses, beni unuttun!” diye seslenmiş.

Prenses arkasını dönüp, “Senin gibi çirkin bir kurbağa nasıl benimle aynı yerde yaşayabilir?” demiş ve saraya doğru gitmiş. Bu duruma kurbağa çok üzülmüş.

Prenses akşam olunca, kral babası ve kraliçe annesiyle yemek masasına oturmuş. Yemeklerini yerken kapı vurulmuş ve kapıcı kadın içeri girmiş.

“Efendim, bir kurbağa geldi. Prensesin onu davet ettiğini söylüyor. İçeri alalım mı?” demiş.

Kral, kızına ne olduğunu sormuş ve prenses başından geçenleri babasına anlatmış. Babası, “Yanlış yapmışsın,” demiş ve çaresizce kurbağayı içeri davet etmiş.

Kurbağa, “Çok teşekkür ederim Kralım, beni içeri aldığınız için,” demiş.

Yemek masasına oturan kurbağaya kral tabak getirmelerini istemiş. Ancak kurbağa, “Gerek yok, ben prensesin tabağından yerim,” demiş.

Midesi bulanan prenses çaresizce bu duruma katlanmak zorunda kalmış.

Yemekten sonra uyumaya gitmek isteyen prenses, kurbağanın da onunla geldiğini görünce morali bozulmuş. Aynı yatakta sabaha kadar birlikte uyumuşlar.

Sabah olduğunda, kurbağa prensesi uyandırarak, “Eğer son isteğimi yerine getirirsen buradan giderim,” demiş.

Bu duruma çok sevinen prenses, “İsteğin nedir?” diye sormuş.

Kurbağa, “Beni bir kere dudaktan öpmeni istiyorum,” demiş.

Prenses gözlerini kapatarak, çaresizce kurbağayı öpmüş. Birden her yer sarı ışıklarla parlamış ve kurbağa yakışıklı bir prens oluvermiş.

Prenses, karşısında yakışıklı prensi görünce şaşkınlıkla, “Ne oldu sana?” diye sormuş.

Prens anlatmaya başlamış: “Bana kötü bir cadı büyü yaptı. Büyünün bozulması için güzel bir prensesin yanında bir gece geçirmem ve onun tarafından öpülmem gerekiyordu,” demiş.

Prens ve prenses, saraydaki odalarından çıkarak kralın yanına gidip durumu anlatmışlar.

Daha sonra prens ve prenses, ilk tanıştıkları göl kenarına gitmişler.

Prens, göl kenarında prensesin ellerini tutarak, “Benimle evlenir misin, prensesim?” demiş. Prenses bu teklifi kabul etmiş. O sırada karşılarına bir kurbağa çıkmış.

Prens ve prenses, kurbağaya sanki konuşmasını bekler gibi bakakalırken kurbağa hiçbir şey dememiş. Prenses, “Merak etme, sen de prensesini bulursun,” demiş ve ikisi gülmeye başlamışlar.

Prens ve prenses evlenip mutlu bir hayat sürmeye devam etmişler.

Benzer Masallar

  • Yaşasın Doğruluk

    Yaşasın Doğruluk Masalı Yaz mevsiminin ilk aylarıydı. Okullar tatile girmişti. Üçüncü sınıfı bitirmiştim. Bir kursa yazdırayım diyordu babam. Biraz dinlen demişti. Okul yorgunluğunu üzerinden at. O gün arkadaşlarla bilye oynuyorduk. Hava bulutlanmaya başlamıştı ama bizim oyunun en heyecanlı yerinde yağmur başladı. Biz oyuna devam etmeliydik. Devam edecektik ama bir yer bulmalıydık. Arkadaşım Ata bize çıkalım…

  • Deve ile Fare

    Deve ile Fare Masalı Bir fare, bir devenin yularından tutmuş, kurula kurula yola düzülmüştü. Gururundan kabına sığamıyordu, kendi kendi söyleniyordu. —Ben ne büyük kılavuzum, koca deveyi yularından tutmuş, çekip götürüyorum, derken önlerine koca bir ırmak gelmişti. Fare, ırmağı görünce durdu. Suya dalsa, kuşkusuz boğulurdu. Deve, farenin durduğunu görünce: —Hayrola dostum, dedi. Niçin durdun? Dal şu…

  • Hayat Suyu

    Hayat Suyu Masalı Bir varmış, bir yokmuş, alemin delisi çokmuş. Büyük saraylardan birinde bir kral ve üç oğlu yaşarmış. Kralın iki oğlu kendini beğenmiş ve kötüymüş. En küçük oğlu ise çok iyi yürekli bir gençmiş. Bir gün kral rahatsızlanmış ve bir hastalığa yakalanmış. Sarayın hekimleri, kralın hastalığına deva bulamamışlar. Sarayın büyücüsü kralı ancak hayat suyunun…

  • Salyangoz’un Evi

    Salyangoz’un Evi Masalı Salyangozları bilir misiniz çocuklar? Onlar da tıpku kaplumbağalar gibi evlerini sırtlarında taşırlar. Günlerden bir gün, sırtında evini taşımaktan sıkılan sevimli bir salyangoz varmış. Bu sevimli salyangoz üstelik evinin rengini de hiç beğenmezmiş. Bir gün komşusu kelebek ve uğur böceğiyle dertleşmeye başlamış; “Ah keşke her zaman evimi sırtımda taşımak zorunda olmasaydım. Hadi taşıyorum…

  • Heidi

    Bir zamanlar Heidi adında küçük bir kız çocuğu varmış. Heidi’nin annesi ve babası o daha çok küçükken vefat etmişler. O günden sonra ona teyzesi bakmaya başlamış. Teyzesi Heidi’yi çok seviyormuş, fakat bir süre sonra ona bakmakta zorlanmış ve başka bir şehirde iş bulmuş. Artık Heidi’yi dağlarda yaşayan dedesi Alpöhi’nin yanına götürmeye karar vermiş. Heidi, daha…

  • Kurt ile Yedi Keçi Yavrusu

    Kurt ile Yedi Keçi Yavrusu Masalı Bir zamanlar 7 tane yavrusu ile yaşayan bir keçi varmış. Bu keçi yavrularını çok severmiş. Bir gün keçi, yavruları için yemek bulmaya çıkacakmış. Yavrularına, “çocuklar yiyecek getirmek için ormana gideceğim. İtiraz etmeyin ve beni iyi dinleyin. Kapıyı benden başka kimseye açmayın. Kurt sizi yemek istiyor.” demiş ve çocuklarını öperek…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir