Keloğlan Saçlarını Nasıl Kaybetti?

keloğlan

Keloğlan bir gün ağacın dibinde yatıyor ve güzel düşler kuruyormuş. Annesi onun tembelliğinden dolayı çok şikâyet ediyormuş. Keloğlan’a seslenmiş ve kalkıp bir iş bulmasını istemiş. Keloğlan onu dinlemeyince, annesi onu kovalamaya başlamış ama yaşlı olduğu için ona yetişememiş.

Annesi Allah’a yalvarmış: “Ne olur beni elden ayaktan düşürme, yoksa bu işe yaramaz oğlan bana bakamaz,” demiş.

Neyse, Keloğlan ormanda kendine yatacak bir ağaç gölgesi arıyormuş. Güzel bir yer bulmuş ve yatarak hayallerine kaldığı yerden devam etmek üzereymiş ki karşısında rengârenk kanatları olan çok güzel bir papağan kuşu görmüş. Bu kuş, Keloğlan’ın daha önce kurduğu tuzağa yakalanmış.

Kuş, Keloğlan’dan onu kurtarmasını istemiş. “Eğer beni kurtarırsan, sana istediğin bir dileği gerçekleştiririm,” demiş. Keloğlan ise ona inanmamış: “Senin yeteneğin olsa kendine hayrın olur, insana dönüşürsün,” demiş. Kuş da, “Ben sadece insanların isteklerini yapabilirim,” diye yanıt vermiş.

Keloğlan, kuşa bir şans vermiş ve onu kurtarmış. Ancak kurtardıktan sonra da “Bana bir dilek yetmez,” demiş. Kuş, bu durum karşısında Keloğlan için şöyle bir dilek dileme yöntemi sunmuş: Keloğlan saçından bir tane kopardığında, istediği dileğin yerine geleceğini söylemiş. Ancak, dileklerini düzgün kullanmazsa tüm saçlarının biteceğini eklemiş.

Keloğlan hemen kafasından bir saç kopararak denemeye koyulmuş. Üstü başı için güzel kıyafetler dilemiş. Kopardığı bir adet saçı rüzgâra bırakmış, saçın havada uçarak kaybolduğunu görmüş ve bir anda Keloğlan’ın üstü başı yeni kıyafetlerle donanmış. Keloğlan bu duruma çok sevinmiş; çünkü artık çalışmasına gerek yokmuş. Eve gidip durumu annesine anlatmış ama annesi buna hiç sevinmemiş; zira Keloğlan bu yüzden tembelliğe yöneliyormuş.

Keloğlan dilek dilemeye başlamış. Yeni ev, araba, altınlar, mücevherler gibi geçici dilekler dileyerek saçlarını bir bir azaltmış. Ve bir gün, kafasında sadece bir tek saç kalmış. Onu kopardığında, tekrar kafasında saçlarının olmasını dilemiş ama dileği yerine gelmemiş. Tüm parasını hekimlere, büyücülere, koca karılara harcamış ama saçlarını geri getirememiş.

Keloğlan, artık her şeyin çalışarak elde edilebileceğini anlamış. Annesi de bu duruma çok sevinmiş. Çünkü hazıra dağlar bile dayanmazmış. Aynı zamanda, “İşleyen demir ışıldar,” derler; Keloğlan da çalışarak miskinliğini üzerinden atmış. Keloğlan’ın saçsız kalma masalını umarım beğenmişsinizdir, çocuklar.

Benzer Masallar

  • Serçe ile Dört Yavrusu

    Serçe ile Dört Yavrusu Masalı Günlerden bir gün, çok uzak diyarlarda, yemyeşil bir yerde bir serçe çifti yaşarmış. Bu serçelerin yuvalarında, dört tane de yavruları varmış. Bu yavrulardan ikisi uçmayı bilmezmiş. Bir kaç yaramaz çocuk, serçelerin yuvasını fark etmiş. Yuvayı bozmak için serçelerin yuvasına çomak sokup yuvayı dağıtmışlar. O gün hava rüzgarlıymış, rüzgar yuvaya geldiği…

  • Zürafa ile Zebra

    Zürafa ile Zebra Masalı Günlerden bir gün, uzak ülkelerinde, yemyeşil bir ormanda bir zürafa ile zebra arkadaş olmuşlar. Zürafa iyilik sever, dost canlısı bir hayvanmış. Zebra ise, kimseye yardım etmeyen, kimseden de yardım istemeyen bir hayvanmış. Zürafa o kadar iyilik severmiş ki, ormanda hangi hayvanın ayağı taşa değse, ayağı kanasa ona yardım etmeye koşarmış. Günler…

  • Aslan, Tilki ve Eşek

    Aslan, Tilki ve Eşek Masalı Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken pireler berber iken, ben bağda üzüm bekler derede odun yükler iken, bir varmış bir yokmuş. Bir zamanlar, çiftliğin birinde sahibiyle beraber bir eşek yaşarmış. Gel zaman, git zaman bu eşek yaşlanmış ve iş yapamaz hale gelmiş. Uzun yıllar çiftliğe hizmet etmiş…

  • Bilge Kanat ve Avcı

    Bilge Kanat ve Avcı Bir varmış bir yokmuş… Uçsuz bucaksız ovaların, altın başaklı buğday tarlalarının uzandığı bir diyarda, gökyüzünü yurt edinmiş büyük bir kuş sürüsü yaşarmış. Bu kuşlar sabahları birlikte uçar, akşamları ise yüksek çınar ağaçlarının dallarında dinlenirmiş. Sürünün lideri, yılların tecrübesini kanatlarında taşıyan yaşlı bir serçeymiş. Ona herkes Bilge Kanat dermiş. O, rüzgârın yönünü…

  • Salyangoz’un Evi

    Salyangoz’un Evi Masalı Salyangozları bilir misiniz çocuklar? Onlar da tıpku kaplumbağalar gibi evlerini sırtlarında taşırlar. Günlerden bir gün, sırtında evini taşımaktan sıkılan sevimli bir salyangoz varmış. Bu sevimli salyangoz üstelik evinin rengini de hiç beğenmezmiş. Bir gün komşusu kelebek ve uğur böceğiyle dertleşmeye başlamış; “Ah keşke her zaman evimi sırtımda taşımak zorunda olmasaydım. Hadi taşıyorum…

  • Geveze Kaplumbağa

    Geveze Kaplumbağa Masalı Sıcak ülkelerden birinde oldukça sulak bir göl varmış. Bu gölde bir kaplumbağa yaşarmış. Bir çift turna ise bu kaplumbağaya arkadaşlık edermiş. Ama bizim kaplumbağa çok fazla konuşurmuş. Turnalar bundan rahatsız olmasa da kaplumbağaya çok konuşmanın iyi bir şey olmadığını anlatmaya çalışmışlar. Gel gelelim bizim kaplumbağa arkadaşlarının bu öğüdünü pek dinlemez, ağzına geleni…

Bir yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir