Tepegöz

tepegöz masalı
Tepegöz Masalı

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, leylekler tellal iken, balıklar berber iken, uçsuz bucaksız engin okyanusların dalgalarını köpürterek dövdüğü yüksek uçurumlarla kaplı kıyıları olan bir adada yaşayan bir Tepegöz varmış.

Günlerden bir gün, leylekler annesine götürmek için bohçalarında taşıdığı Tepegözü ıssız bir adada düşürmüşler. Adada yaşayan keçiler tarafında beslenip büyütülen Tepegözün keçiler ve birkaç sincaptan başka arkadaşı yokmuş. Günlerini yüksek uçurumların birinde kendine bulduğu mağarada uyuyup, gündüzleri balık avlayarak sincap ve keçilerle oynayarak geçirirmiş .

Günlerden bir gün içinde insanların bulunduğu bir gemi yanaşmış adaya, Tepegöz çok korkmuş pir tepenin ardına saklanarak gelen misafirleri izlemeye başlamış. Ellerinde kılıç ve mızrakların bulunan kırk kadar asker kumsala inmiş. Tepegöz hayatında ilk defa gördüğü bu canlıların asker olduğunu nereden bilsin. Biraz ürkek biraz çekingen tavırla onlara doğru yaklaşmaya başlamış.

Tepegözün farkına varan askerler bir anda telaşa düşüp bağrışmaya başlamışlar. Çünkü tepegöz neredeyse bu askerlerin üç katı büyüklüğündeymiş. Askerler daha önce hiç tek gözlü bir dev görmediklerinden tedirgin olmuşlar. Hemen saf tutup savunma pozisyonu almışlar.Bu hareketlilik tepegözü şaşırtsa da askerlerin kendisine zarar verebileceğini düşünmeden çekingen tavırlarla yaklaşmaya devam etmiş.

Askerlerin komutanı tepegöze anlamadığı dilde bir şeyler söylüyormuş. Bu sözlerin ne olduğunu anlamayan Tepegöz epey bir yaklaştığında askerlerden biri elindeki mızrağıyla tepegöze saldırmış. Mızrağın kolunu yaralamasıyla canı yanan tepegöz can havliyle oradan uzaklaşmış. Canı çok yanan Tepegöz askerlerin neden ona saldırdığını anlayamamış. Gece olup mağarasına döndüğünde kolundaki yaranın acısıyla sabaha kadar uyuyamamış. Neden? diye soruyormuş kendine ”ben onlara zarar vermek istemedim ki”.

Sabah olup gün ışıdığında ise askerlerin hummalı bir çalışma içinde olduklarını görmüş. Ağaçlardan gemilerini tamir etmek için gerekli odunları toplayan, sarmaşıklardan ip yapmaya çalışan askerler çok meşgul görünüyorlarmış. Askerlerden biri uçurumun kenarındaki sarmaşıkları almak için uçurumun kenarında çalışırken dengesini kaybedip uçurumdan ufak bir kayanın üstüne yuvarlanmış. Tüm askerle yaralı askeri kurtarmak için el birliği etseler de yaralı askerin bulunduğu yere ulaşmaları mümkün değilmiş. Acı içinde kıvranan asker arkadaşlarının yardım etmesi için bağırıp duruyormuş.

Tepegöz askerin içinde bulunduğu zor durumdan kurtarmak için mağarasından çıkmış. Askerlerin ulaşamadığı yaralı askerin yanında hemencecik ulaşmış. Tüm askerler Tepegözün yaralı askere zarar vereceğini düşünürken şaşkınlık içindeki yaralı askeri kucağına alan Tepegöz bir çırpıda yaralı askeri uçurumdan çıkarıp arkadaşlarının yanına sakince bırakmış. Bu hareketiyle askerler Tepegözün bir düşman yahut kötü bir canavar olmadığı anlamışlar. Yaralı arkadaşlarını tedavi eden askerler kendileri için gerekli sarmaşık ve ağaçları gemilerine yükleyip oradan uzaklaşmış.

Adada keçi arkadaşlarıyla tekrar yalnız kalan Tepegöz askerlerin aklında bir arkadaş olarak sonsuza dek yer edinmiş. Gökten üç elma düşmüş biri bu masalı okuyanın başına, biri masalı dinleyenin başına, biri de yardımsever tepegözün başına olsun.

Benzer Masallar

  • Saka Kuşunun Takvimi

    Saka Kuşunun Takvimi Masalı Saka kuşu nehre doğru uçuyordu. Kırların üstünde kanat çırparken, derelerin çağıltısını duydu, pınarlardan fışkıran berrak sular toplanarak dereler halinde geliyor. Sonra da nehirle birleşiyorlardı nehrin görüntüsü Saka kuşunu ürküttü. Suyun üstündeki kalın buz artık iyice incelmiş rengi maviye çalan bir tabakaya dönüşmüştü. Çevresindeki topraklarda eriyen kar suları ince kollar halinde nehre…

  • Yengeç ile Yılan

    Yılan ile Yengeç Masalı Bir zamanlar, bir yılan ile yengeç bir derede karşılaşmışlar. Yengeç pek iyi niyetliymiş. Yılanla dostluk kurup iyi geçinmek istiyormuş, yılana karşı hiç de kötü düşüncelere sahip değilmiş; ama yılan bu.. Hiç rahat durur mu? Hep sinsi sinsi düşünceler içerisinde; – “Bir fırsat bulsam da bu yengeci soksam!” diye düşünürmüş. Yengeç yılanın…

  • Açgözlü Fare

    Açgözlü Fare Masalı Bir zamanlar, açgözlü bir fare vardı. Açgözlü fare bir gün yemek aramaya çıktı. Havalar soğuduğundan dışarıda yemek bulmak zorlaşmıştı. Öyle ki, fare günlerce yemek bulamayıp bir deri bir kemik kalmıştı. Açgözlü fare gide gide bir çiftliğin bahçesine girdi, etrafta didik didik yemek aramaya başladı. Nihayet bir sepetin içindeki mısırın kokusunu aldı. Sepeti…

  • Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler

    Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Ülkenin birinde muhteşem bir saray varmış. Bu sarayda güzeller güzeli bir kraliçe yaşarmış, ama Kraliçe hiç mutlu değilmiş. Tek isteği kırmızı dudaklı, yuvarlak gözlü, tombul yanaklı şirin bir kız çocuğunun olmasıymış. Bir gün kraliçe, yırtılan elbisesini dikerken eline iğne batmış ve kan damlamış. Bu sırada…

  • İyilik ile Kötülük

    İyilik ile Kötülük Masalı Çok uzak diyarlarda Kızılderililerin yaşadığı bir ülke varmış. Burada barış içinde yaşarlarmış. Bir gün Kızılderililerin bilge reisi, evinin önünde torunuyla oturmuş, biraz ileride birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı. Bilge reisin on iki yaşındaki torunu, kendini bildi bileli o köpekler dedesinin evinin önünde boğuşup dururlardı….

  • Kurt ile Kuzu

    Kurt ile Kuzu Masalı Bir varmış, bir yokmuş. Bir zamanlar susayan bir kurt su içmek için dereye inmiş, tam içecek, başını çevirmiş; bakmış, bir kuzu. Körpecik, gencecik, tüyü yeni bitmişlerden. O da kurdu görmüş, bacakları tir tir titreyerek bakıyormuş. Kurt kulaklarını dikleştirmiş, dik dik süzmüş kuzucuğa: “Heyy!! Bana baksana sen,” demiş. “Ne yapıyorsun ora da,…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir